3 Ekim 2012 Çarşamba

Aktif Konuşma Nedir?

       
          Günlük hayatta çevremizdeki tüm insanlar kendilerini ifade ederler. Kimisi konuşarak, kimisi yazışarak, kimisi beden dili ile kimisi de jest ve mimikleri ile.. Fakat herkes bir şekilde iletişim kurar ve temel ihtiyaçlardan olan sosyalleşme gereksimini karşılar.
          Fakat iletişim kurarken daima mevcut olan en kolay yolu  seçeriz. Peki nedir bu en kolay yol? Tabi ki konuşmadır. İnsanlar kendilerini en rahat konuşarak ifade ederler. Çünkü konuşmak, insanın doğasında vardır. Diğer canlılardan farklarımızdan birisidir. Mesela eşinizden veya bir büyüğünüzden bir bardak su isteyeceksiniz. Bunu en kolay nasıl yapardınız? Bir kağıda mı yazardınız, ya da beden dili ile mi anlatırdınız? Yoksa çok basit bir şekilde 'Bir bardak su verir misin' mi derdiniz? Elbette son seçenek en mantıklı olandır. Burada anlatmak istediğim özetle şudur: İnsanlar daima konuşurlar. Sürekli iletişim halindeler ve buna ben Aktif Konuşma adını veriyorum. 
          Yani daha açık olmak gerekirse, insanların sürekli konuşma içerisinde olma durumuna Aktif Konuşma diyebiliriz. Peki bunun İngilizce konuşma ile ne bağlantısı var ? 
          Şimdi arkadaşlar, şuradaki yazımda verdiğim bebek örneğini hatırlatmak istiyorum. Ne demiştik ? Bebek doğduktan sonra kimse ona dil veya konuşma veya gramer dersi vermiyor. Peki 6 ayda sıfırdan nasıl bir dil konuşmayı öğrenebiliyor ? Tabi ki Aktif Dinleme ile. Sonrasında da sürekli soru sorarak , devamlı konuşarak , yani Aktif Dinleme yaparak konuşmasını geliştirir ve aksamını düzeltir. 
          İşte İngilizce konuşmayı isteyen bir kişi de bu şekilde yapmalıdır. Çünkü diller kodlar gibidir ve başka bir dilin kodlarına yabancıyızdır. Bu kodları çözmenin yolu da elbette Aktif konuşma ve dinleme yapmaktır. "Peki bu dediklerini nasıl yapacağız?" dediğinizi duyar gibiyim. Dilerseniz biraz da buna değinelim.
          Bunu yapmanın birçok yolu vardır. Mesela açarsınız İngilizce bir filmi. Ne olduğu önemli değil. O filmi izlerken anlamaya çalışırsınız. Bu en basit yollardan birisidir.Bit yandan filminizi izlerken bir yandan da Aktif Dinleme yaparsınız. Fakat burada önemli bir nokta var. İzleyeceğiniz film alt yazılı olmamalı ya da İngilizce alt yazılı olmalı. Çünkü Türkçe alt yazılı bir filmde ister istemez alt yazıya bakılır ve amacıma ulaşamamış oluruz.
          Kendi terimim olan Aktif Konuşma bu şekildeydi . Aktif dinleme konusuna da bir sonraki yazımda değinmeyi düşünüyorum. Şimdilik bu kadar. Sağlıcakla kalın.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Neden İngilizce Konuşamıyoruz?


          Neden İngilizce konuşamıyoruz? Bu soruya yanıt arayan da çoktur yanıt veren de. Herkes bir şeyler söyler fakat herşey aynı kalmaya devam eder. Ne eğitim sisteminin değiştiği görülmüştür ne de insanların kendi sistemlerinin. Fakat  bir gerçek var ki o da insanların gittikçe bilinçlenmesi ve öz güvenlerinin artması.
          
          Bence sorun İngilizce konuşmanın lüks kabul edilmesinden kaynaklanıyor. İnsanlar İngilizce'yi öğreniyorlar, fakat konuşamıyorlar. Çünkü her şeyin gramer ve kelime olduğunu zannediyorlar. Ama ne yazık ki bu böyle değil. Teorik bilgi bir yere kadar arkadaşlar. Bir dili öğrenmek için onun gramerlerine ihtiyaç duyabilirsiniz. Fakat konuşmak için bu durum böyle değildir. Yabancı bir dili konuşabilmek için sürekli pratik yapmanız gerekir. Aktif konuşma ve Aktif dinleme yapmalısınızdır. Bunu size şöyle açıklayayım. Sürekli ezberliyorsunuz yazıyorsunuz öğreniyorsunuz tamam. Fakat tekrar etmiyorsunuz bu bir. İkincisine gelelim. Her gün tekrar yaptığınızı varsayalım. Yine konuşamıyorsunuz. Neden? Çünkü ne İngilizce cümleler veya metinler söylüyorsunuz , ne de İngilizce bir film, belgesel ya da herhangi bir ses dinliyorsunuz. 
          
          Çoğumuz İngilizce bir cümle veya metin duyduğumuzda, içinde geçen bir kaç kelimeyi fark ederiz. Fakat cümleyi bir türlü çeviremeyiz. Bunun sebebi sürekli kelime ezberlemektir. Çünkü biz sadece kelime ezberler, gerisini beynimizin yapmasını isteriz. Fakat bu mümkün değildir. Çünkü beynin alışma süreci vardır. Aşina olmadığı bir cümleyi anlayamaz. 
          
          Olaya bir de şu açıdan bakalım: Yeni doğan bir bebeği inceleyin. Doğduğunda konuşabiliyor mu? Cevabınız elbette 'hayır' olacaktır. Fakat aylar içerisinde kelimeler söylemeye, 3 yaşından sonra bülbül gibi şakımaya başlıyor. Peki bizim yapamadığımız yeni bir dil öğrenme işini küçücük bir bebek nasıl yapıyor? Çünkü 'Aktif dinleme' yapıyor arkadaşlar. Evet, sadece aktif dinleme yaparak kelime söylemeye, daha sonra 'Aktif konuşma'  ile konuşmaya ve şakımaya başlıyor. Ona kimse kelime ezberletmiyor. Gramer öğrendiğini de sanmıyorum. Nasıl öğreniyor peki diyorsanız işte böyle öğreniyor. Hergün anne- babası onlarca yüzlerce cümle kuruyor yanında. Beyin dinleye dinleye duya duya alışıyor. Beyne gelen şifreler (kelimeler) zamanla çözülüyor ve beyin artık bu şifreleri (kelimeleri) işlemeye , yani kullanmaya başlıyor. Kullanmaya başladığından itibaren de sürekli kelimeler, cümleler kurarak, o başta kelime bile söyleyemeyen bebek konuşmasını ilerletiyor ve sonucunda rahat bir şekilde Türkçe konuşmayı öğreniyor.
          
          İşte siz de tam da bu bebeğin yaptıklarını yapacaksınız. Kelimeleri, gramerleri atın bir kenara. Bir zaman sadece izleyin, dinleyin ve konuşun. Zamanla farkına varmadan akıcı bir şekilde nasıl İngilizce konuştuğunuzu göreceksiniz. 

27 Eylül 2012 Perşembe

İngilizce Hakkında

Merhaba arkadaşlar.
          Düşündüm taşındım, konumuz İngilizce ve ben öncelikle bu dil hakkında biraz bahsetmek istedim. Ve bu yazımda İngilizce'yi sizlere biraz tanıtmak istiyorum. 
          

          İngilizce ; cermen kökenli olan ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) başta olmak üzere Avusturalya, İrlanda, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Kanada gibi bir çok ülkede ana dil olarak konuşulan, evrensel nitelikte bir dildir. Yaklaşık 2 milyar kullananı bulunan İngilizce, resmi dil olarak dünyada en çok konuşulan 3. dil olma özelliğine sahiptir (Çince ve İspanyolca’dan sonra). Yani, İngilizce bilen birisi dünyanın neresine giderse gitsin, hangi ülkeye seyahat ederse etsin, hiçbir şekilde iletişim sıkıntısı yaşamaz. Çünkü illaki İngilizce bilen birisi ile karşılaşır – veya ülkenin ana dili İngilizcedir – ve rahatça onun ile anlaşabilir. Özellikle de seri ve akıcı bir şekilde konuşabiliyorsa...

Aşağıdaki tabloda İngilizce'nin ülkere göre ana dil olarak kullanılma oranlarını görebilirsiniz.




          Şimdi de İngilizce hakkında kısa kısa birkaç bilgi yazacağım.


  • İngilizce, 350  milyon insan tarafından ana dil olarak konuşulur. Bir bu kadarı da , İngilizce'yi ikinci dil olarak kullanır.  
  • 100 milyonu aşkın kişi tarafından yabancı dil olarak akıcı bir şekilde konuşulur.
  • Uluslarası iletişim ve ticarette büyük çoğunlukta İngilizce kullanılır.
  • Dünyada bilim adamlarının %70 i İngilizce okur.
  • Dünyadaki mektupların %75  i İngilizce yazılır.
  • Dünyanın en çok konuşulan 3. dili ve ilk resmi dilidir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere..

23 Eylül 2012 Pazar

Yepyeni bir blog. Belki de daha fazlası…

Selamın aleyküm arkadaşlar.

Yepyeni bir sayfa ile karşınızdayım. Bu sayfamda amacım dünyanın en ünlü dillerinden biri olan İngilizce’yi sizler için irdelemek, olumlu ve olumsuz yönlerini sizlere göstermek ve önerilerde bulunmaktır. İyi okumalar dilerim.